IQ kavramını herkes duymuştur; ancak kısaltmanın açılımını bilen pek azdır.
Çünkü toplum olarak kavramları günü kurtaracak kadar yüzeysel bilmekle yetiniriz.
Oysa anlamını bilmek, günü değil bir çağı kurtarabilir.
IQ, Intelligence Quotient (Zekâ Oranı) olarak geçer.
Fakat bu tanım, “intelligence”ın derinliğini tam anlatmaz.
CIA (Central Intelligence Agency) — yani Merkezi İstihbarat Teşkilatı — kelimesindeki “intelligence”, IQ’daki “zekâ”yla aynıdır.
Ancak “Merkezi Zekâ Örgütü” diye çevrilmez.
Astronotlar da uzaya “intelligence” aramaya giderler; zeki birini değil, farklı yaşam izleri ararlar.
Zekânın en samimi kavramsal karşılığı istihbarattır:
Gerçekliğin izlerini bulabilme kapasitesi.
Ve bulduğun izlerin istihbaratının sağlamlığı, hızı ve keskinliği, bütüncüllüğü zekânın gerçek göstergesidir.
Ancak kapasitenin büyüklüğü kadar yönü de önemlidir.
Bilginin (istihbaratın) hangi amaca hizmet ettiği, ruhsal zekânın en yüksek göstergesidir.
Ve işte tam burada, insanlığın dönüşeceği eşikteyiz:
Dünya işlemcisi yüksek zihinlere değil, daha yürekli ve ruhsal zihinlere ihtiyaç duyuyor.
Medeniyet, teknik olarak zirveye ulaştı; ancak ahlak aynı hızla yükselemedi.
Hatta ironik bir şekilde, daha da yozlaştı, kayboldu.
Eski zamanların insani değerlerini mumla arıyoruz.
Belki de artık bir “Moral İstihbarat Örgütü” kurmanın zamanı gelmiştir.
Bu noktada zekânın dört temel ayağını hatırlamak gerekir:
• PQ: Bedensel Zekâ
• IQ: Bilişsel Zekâ
• EQ: Duygusal Zekâ
• SQ: Ruhsal Zekâ
İnsanın ve toplumların bütüncül yaşam kalitesini yükseltecek olan, ruhsal ve duygusal zekâdır.
Nice üstün zekâ, duygularını yönetemediği için kendini ve çevresini hırpalar;
çünkü kendini yönetememiş ve bağ kuramamıştır.
Bağ yalnızca bir insanla kurulan ilişki değildir;
kendi özüyle, çevresiyle ve geleceğiyle kurduğu ilişkidir.
Zekânın yönü, bu bağların kalitesiyle belirlenir.
Empati yoksunu bir ruh, anlık isteklerle ve sorumluluktan kaçış eğilimiyle tükenir.
Çünkü bağ kuramamış, yön bulamamış, anlam üretememiştir.
Dahi bilim insanı Albert Einstein bu noktaya çok sade bir ifadeyle değinmiştir:
“Ben çok zeki bir adam değilim. Sadece çok tutkulu bir şekilde meraklıyım.”
Bu söz, duygunun sağladığı gücü vurgularken, merakın vizyoner bir mekanizma olduğunu anlatır.
SQ ve EQ, zekânın kutsal kalbidir;
PQ ve IQ ise bu hazineye hizmet eden araçlardır.
Dünya, sezgisel ve hümanist zekânın imparatorluğunu henüz yaşayamadığı için;
adaletsizlik, duyarsızlık ve doğanın tahribatı önlenemiyor.
İstihbarat katsayımızdan çok katıksızlığımız daha önemlidir.
Ruh, saflığını kaybettikçe hastalanır — tıpkı virüs bulaşmış bir bilgisayar gibi.
Ruhsal hastalıklar, bilginin saptırıldığı ve çarpıtıldığı oranda bozulmaya uğrar.
Bu yüzden aldatılmak en büyük travmalardan biridir:
Kişi yaşadığı gerçekliği yeniden sorgularken, o sahteliğin içinde kendi öz parçalarını toplamaya çalışır.
Ruhunuzun saflığı, iradenizin hangi değerler üzerine yükseldiğiyle yön bulur.
Atılan çamurlara rağmen ardındaki altınları parlatmaya geldik bu dünyaya.
İstihbaratınız altın gibi saf olsun.
Sevgiler,