Metaverse kavramı ilk duyulduğunda, çoğu insan bunu bir oyun dünyası olarak gördü.
Oysa bugün teknoloji devleri, milyarlarca dolarlık yatırımlarla bu dijital evreni inşa ediyor.
Sanal gerçeklik gözlükleri, avatarlar, dijital arsa satışları…
Kulağa heyecan verici geliyor ama derinlemesine düşündüğümüzde şu soru kaçınılmaz:
Metaverse, bizi birbirimize yakınlaştıracak mı, yoksa daha da uzaklaştıracak mı?
Bu yeni dijital dünya, gerçekliğin yeniden tanımlandığı bir alan yaratıyor.
Artık insanlar fiziksel olarak bir araya gelmeden de iş yapabiliyor, konser izleyebiliyor ya da alışveriş yapabiliyor.
Ama bu “sanal sosyallik” bir yandan da yalnızlığın yeni biçimi olabilir.
Çünkü insan, doğası gereği temasla var olur.
Metaverse, ekonomiden eğitime kadar pek çok alanda devrim yaratabilir.
Ancak bu evrenin kimler tarafından kontrol edildiği kritik bir mesele.
Verinin ve kimliğin sanallaştığı bir dünyada, özgürlüğün sınırlarını kim çizecek?
Gerçeklik artık ekrana sığacak kadar küçülürken, belki de en büyük risk, kim olduğumuzu unutmaktır.
Metaverse bize sınırsız bir evren vaat ediyor; ama unutmayalım, insan ruhu sınırsız değil