Evde bazı işler vardır ki, ertelendikçe gözümüzde büyür.

İşte çamaşır günü tam da onlardan biridir. Sepet dolup taşar, ütülenecekler birikir, askılıklar yer kalmaz... Derken bir bakmışsınız, sadece kıyafet değil, moraliniz de yorgun düşmüş. Oysa biraz planlama ve küçük alışkanlıklarla çamaşır günü kabus olmaktan çıkabilir.

Öncelikle, çamaşır işini haftada bir güne hapsetmek yerine, küçük parçalara bölmek en pratik yöntemdir. Renkli, beyaz ve hassas çamaşırları ayrı günlerde yıkamak hem iş yükünü azaltır hem de daha düzenli bir sistem sağlar.
Makineyi her seferinde tamamen doldurmak yerine, gerçekten ihtiyaç duyulduğunda çalıştırmak hem enerji tasarrufu sağlar hem de kıyafetlerin ömrünü uzatır.

Bir diğer püf noktası, kurutma ve ütü sürecini ertelememektir. Yıkanan çamaşır hemen asıldığında kırışıklık azalır, güzelce kuruyan kumaşlar da ütüyü daha kolay kabul eder. Hatta bazı kumaşlar ütüsüz bile kullanılabilir; yeter ki doğru şekilde kurutulsun.

Kokular da çamaşır rutininde önemli bir detaydır. Makineye birkaç damla lavanta yağı eklemek ya da doğal kokulu yumuşatıcılar kullanmak, kıyafetlere ferahlık kazandırır. Yıkama bittikten sonra çamaşır makinesinin kapağını açık bırakmak, küf kokusunu engeller.
Bu küçük ama etkili alışkanlıklar, evi hem temiz hem ferah tutar.

Ütü kısmı da göz korkutmasın. Rahatlatıcı bir müzik açın, elinize su püskürtme şişenizi alın ve o anda sadece ütüye odaklanın. Bazen düzenli ütü yapmak bile bir meditasyon gibi gelir. Çünkü kıyafetlerin düzleşmesiyle birlikte zihniniz de sakinleşir.

Unutmayın, çamaşır günü stres değil, bir yenilenme günü olabilir. Mis kokulu, tertemiz çamaşırların dolaplara yerleştiği o anı düşünün. O ferahlık hissi, yorgunluğunuza değecek. Küçük düzenlerle bu işi rutine dönüştürürseniz, çamaşır günü artık kabus değil, huzurun parçası olur. 🧺