6 Şubat'ın acısını yüreğimizde taşırken, deprem gerçeğiyle yüzleşmek ve hazırlıklı olmak, kaybettiklerimize karşı en büyük sorumluluğumuz.

Takvimler 6 Şubat'ı gösterdiğinde, bu ülkenin yüreği bir kez daha burkuluyor.
Binlerce canımızı yitirdiğimiz o kara günün üzerinden yıllar geçse de, açılan yaralar hâlâ tazeliğini koruyor.

Bu topraklar, tarih boyunca depremle iç içe yaşadı.
Ancak asıl mesele depremin kendisi değil, ona ne kadar hazırlıklı olduğumuzdur.
Yıkılan her binanın altında sadece beton değil, ihmal edilen bir sorumluluk da vardı. Bu acı gerçeği bir daha yaşamamak, hepimizin ortak yeminidir.

Deprem gerçeğiyle yüzleşmek, korkuyla değil bilinçle mümkün.
Sağlam yapılar inşa etmek, zemin etüdünü ciddiye almak, evlerimizde deprem çantası bulundurmak ve tahliye planı yapmak... Bunlar bugün ertelenemez birer görev.
Devletiyle, belediyesiyle, yurttaşıyla herkesin bu konuda üstüne düşeni eksiksiz yapması gerekiyor.

Kaybettiklerimizi rahmetle, yaslarını hâlâ tutanları saygıyla anıyoruz.
Onların anısına verebileceğimiz en anlamlı söz, "bir daha asla" diyebilmek ve bu sözün arkasında durmaktır.

Unutmak değil, hatırlamak ve hazırlanmak... İşte gerçek dayanışma budur.