Parlaklık, onarım, keratin, botoks, kolajen… Saç kozmetiği hiç olmadığı kadar iddialı. Bilim ise bu iddiaların çoğunu desteklemiyor.
Bir kozmetik ürünü saçınızı onaramaz.
Nokta.
Bu cümle rahatsız edici gelebilir. Çünkü yıllardır tam tersini duymaya alıştık. “Yeniden yapılandırma”, “onarım”, “hücre bazlı bakım”, “saçı eski haline döndürme” gibi ifadeler, saç kozmetiğinin standart dili haline geldi. Ancak bilimsel gerçek şu: Saç ölü bir yapıdır.
Ölü bir yapı iyileştirilemez, tedavi edilemez, kendini yenileyemez. Sadece daha iyi gösterilebilir.
Son yıllarda saç kozmetiği, cilt bakımının yaşadığı kaderi yaşıyor:
Bilimsel terimler çoğalıyor, gerçek etki azalıyor. Ürünler kötü olduğu için değil; beklenti bilinçli olarak yanlış kurulduğu için.
Keratin masalı
Saçın ana yapısı keratin olduğu için “keratinli ürün” fikri tüketiciye son derece mantıklı geliyor. Ancak kozmetikte kullanılan keratinlerin çoğu:
• Saç telinin içine girmez
• Saçın yapısını yeniden inşa etmez
• Genellikle sadece yüzeyde geçici bir film oluşturur
Yani yapılan şey, kırık bir camı değiştirmek değil; üzerine şeffaf bant yapıştırmaktır. Cam daha düzgün görünür ama kırık hâlâ oradadır.
Burada sorun keratinin kendisi değil; ona yüklenen anlamdır.
Botoks, kolajen, filler… Saçın estetik merkezi mi var?
“Saç botoksu”, “kolajenle saç gençleştirme” gibi ifadelerin bilimsel bir karşılığı yoktur. Bunlar, tıbbi ve estetik işlemlerin isimlerini ödünç alarak oluşturulmuş pazarlama terimleridir.
Saç telinde kas yoktur.
Hücre yenilenmesi yoktur.
Enjeksiyon yoktur.
Dolayısıyla botoks da yoktur.
Bu noktada mesele tüketicinin inanması değil; sektörün bildiği halde susmasıdır. Kozmetik bilimiyle pazarlama dili arasındaki çizgi bilinçli olarak silikleştirilmiştir.
Peki iyi bir saç ürünü gerçekte ne yapar?
Gerçekten iyi formüle edilmiş bir saç ürünü mucize vaat etmez. Şunları yapar:
• Saç telinin yüzeyini düzgünleştirir
• Elektriklenmeyi ve kabarmayı kontrol altına alır
• Nem kaybını yavaşlatır
• Isı ve çevresel hasara karşı koruyucu bir bariyer oluşturur
Bunlar küçük hedefler gibi görünebilir. Oysa doğru yapıldığında fark nettir: saç daha parlak görünür, daha az kırılır, daha kolay şekil alır.
Bu bir mucize değil; iyi mühendisliktir.
Kozmetik ürünler biyolojik fonksiyonları değiştirmez. Sadece fiziksel ve kimyasal yüzey etkileşimleri yaratır. Bilim tam olarak burada durur.
Asıl mesele: saç değil, beklenti
Bugün saç kozmetiğinde asıl problem ürünlerin kötü olması değil; beklentinin yanlış satılmasıdır.
Bir şampuan saç dökülmesini tedavi edemez.
Bir maske genetik saç tipinizi değiştiremez.
Bir serum saçınızı “yeniden doğurmaz”.
Ama doğru ürün, doğru vaatle sunulursa; kullanıcıyı hayal kırıklığına uğratmaz.
Belki de artık şu cümleyi normalleştirmemiz gerekiyor:
“Bu ürün saçınızı kurtarmayacak, ama daha iyi hissettirecek.”
Asıl sorun da tam olarak burada başlıyor.