Sosyal Medya Senin Yerine Düşünmeyi Ne Zaman Üstlendi?
Son zamanlarda sosyal medyada dolaşırken bir dilin giderek yaygınlaştığını görüyorum.
Henüz kendi içimize bakmadan, başkaları bizim yerimize karar veriyor: “Eğer mesajlara geç cevap yazıyorsan duygusal olarak erişilebilir değilsin.”
“Partnerin kıskançsa toksik, kıskanç değilse zaten sevmiyordur.”
“Babasıyla sorun yaşayan biri sağlıklı ilişki kuramaz.”
Birkaç cümle, birkaç madde, birkaç etiket… Ve biz, karmaşık bir hayatın içinden geçerken, bir anda kendimizi bize ait olmayan bir tanımın içinde buluyoruz.
Psikoloji, sosyal medyada neredeyse bir fal dili gibi kullanılıyor. Oysa psikoloji bu kadar düz bir denklem değil. İnsan davranışı “A varsa B olur” kadar basit olsaydı, terapi odaları bu kadar dolu olmazdı.
Aynı davranış, iki farklı insanda tamamen farklı yerlerden beslenebilir. Biri yalnız kalmak ister çünkü gerçekten dinlenmeye ihtiyaç duyar; diğeri yalnız kalır çünkü reddedilmekten korkuyordur. Biri ilişkide mesafelidir çünkü sınırları nettir; diğeri mesafelidir çünkü yakınlık onu tehdit eder.
Dışarıdan bakıldığında aynı görünen şeyler, içeride bambaşka hikâyelere sahiptir. Ama sosyal medya bu hikâyeleri sevmez. Çünkü hikâye zaman ister, düşünmeyi gerektirir. Onun yerine etiketler sunar. Etiketler hızlıdır, kolaydır ve yanıltıcı bir rahatlık verir.
“Demek sorun buymuş” hissiyle geçici bir aydınlanma yaşarız. Fakat çoğu zaman bu aydınlanma, kendimizi daha iyi tanımamıza değil, kendimizden şüphe etmeye başlar. En tehlikelisi de şu: Bu genellemelere kapıldıkça, gerçekten hissettiğimiz şeyi sorgulamak yerine, “hissetmem gerektiği söylenen” şeye odaklanırız. Üzülmüyorsak bile “üzülmem gerekiyormuş” deriz. Güvende hissediyorsak bile “aslında bastırıyor olabilirim” diye kendimizi ikna ederiz.
Kendi iç sesimiz, algoritmanın sesiyle karışır. Oysa psikolojinin asıl sorduğu soru şudur: “Bu senin için ne anlama geliyor?” Neden böyle hissediyorsun? Bu his nereden geliyor? İşine yarıyor mu, yoksa seni zorlayan bir yere mi sürüklüyor? Ve en önemlisi: Eğer seni zorlayan bir şey varsa, bunu değiştirmek için ne yapabilirsin?
Kendini tanımak, bir videoda anlatılan tanıma uymak değildir. Kendini tanımak, durup düşünmektir. Kolay cevapları değil, doğru soruları seçmektir. Sosyal medya senin adına karar verebilir; ama seni gerçekten iyileştirecek olan şey, o kararları sorgulama cesaretidir.