Filenin Sultanları’nın Başarısını Altyapı Sistemiyle Açıkladı
TBMM Genel Kurulu’nda konuşan MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı, A Millî Kadın Voleybol Takımı’nın Milletler Ligi’nde elde ettiği şampiyonluğun Türkiye’ye büyük gurur yaşattığını söyledi.
Kadın voleybolunda son 15 yılda farklı yaş kategorileriyle birlikte 47 madalya kazanıldığına dikkat çeken Sancaklı, bu başarının tesadüf olmadığını ifade etti. Sancaklı, Türkiye Voleybol Federasyonu, kulüpler, okul sporları ve bölgesel yetenek taramalarıyla oluşturulan altyapı sisteminin millî takım düzeyindeki başarının temelini oluşturduğunu belirtti.
“Spor, Millî Birlik ve Toplumsal Motivasyon Sağlıyor”
Sportif başarıların yalnızca madalya ve şampiyonlukla sınırlı olmadığını kaydeden Sancaklı, uluslararası başarıların Türkiye’nin prestijini artırdığını, gençler için rol model oluşturduğunu ve toplumsal birlik duygusunu güçlendirdiğini söyledi.
Millî maç sırasında farklı siyasi görüşlerden insanların aynı heyecan etrafında birleştiğini anlatan Sancaklı, sporun toplumun bütün kesimlerini ortak bir sevinçte buluşturan güçlü bir alan olduğunu vurguladı.
Üç Büyük Kulübün Borçlarına Dikkat Çekti
Konuşmasında Türk futbolunun ekonomik yapısını da değerlendiren Sancaklı, Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’ın toplam borcunun 2024 yılının mayıs ayında 40 milyar lirayken, 2026 yılında transferlerle birlikte 80-85 milyar lira seviyesine ulaştığını söyledi.
Borçların büyük bölümünün döviz üzerinden ödendiğini belirten Sancaklı, üç kulübün toplam borcunun yaklaşık 1 milyar 800 milyon dolara ulaştığını ifade etti. Mevcut yapının sürdürülebilir olmadığını dile getiren Sancaklı, borçların bu hızla artması hâlinde kulüplerin ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalacağını kaydetti.
Taraftarlara Transfer Baskısı Uyarısı
Yüksek bonservis ve maaş bedellerine dikkat çeken Sancaklı, taraftarların ve medyanın kulüp yöneticileri üzerinde transfer baskısı oluşturmaması gerektiğini söyledi.
Bir futbolcunun 50 milyon avroluk bonservis bedelinin yanı sıra dört yıllık sözleşme süresince yaklaşık 60 milyon avro maaş maliyeti oluşturabildiğini belirten Sancaklı, toplam maliyetlerin 100 milyon avronun üzerine çıkmasının Türk kulüpleri açısından taşınamaz bir yük hâline geldiğini ifade etti.
Trabzonspor Altyapısını Örnek Gösterdi
Trabzonspor’un 19 yaş altı takımının Avrupa’nın önemli kulüplerini geride bırakarak finale yükseldiğini hatırlatan Sancaklı, bu başarıya rağmen genç oyuncuların A takımda yeterince süre alamadığına dikkat çekti.
Altyapıdan yetişen oyuncuların uzun vadede hem kulüplerin ekonomisini koruyacağını hem de Türk Millî Takımı’na katkı sağlayacağını belirten Sancaklı, seyirci baskısı ve kısa vadeli başarı beklentisinin genç oyuncuların önünü kapattığını söyledi.
Sancaklı’nın Genel Kurul Konuşmasının Tamamı
“Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım, bizleri televizyonları başında izleyen büyük Türk milleti; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Evet, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuyla ilgili bir kanun görüşüyoruz. Millî Eğitimle ilgili arkadaşlarımız, uzman arkadaşlarımız anlattı. Ben de biraz spordan bahsedeyim size, biraz da güncel konulardan, biraz da kafamız dağılsın.
Şimdi, yıllardır burada Türk sporunun altyapıya önem vermesi gerektiğini anlatıyoruz, defalarca anlattık, anlatmaya da devam edeceğiz çünkü bizim başka bir çaremiz yok.
Hepimizin bildiği gibi geçen hafta voleybolcu kızlarımız bizi o kadar gururlandırdılar ki bütün Türkiye onları alkışladı, onlarla heyecanlandı ve Milletler Ligi şampiyonu oldu.
Peki, bu kızlarımız sadece Milletler Ligi şampiyonu mu oldu? Hayır, notlarım var burada, 36 tane madalya almış kızlarımız bugüne kadar; bu A Millî Takımı’ndan bahsediyorum, A Millî Kadın Voleybol Takımı, 36 tane madalya.
Peki, U18 yani 18 yaş altı, U23’e kadar arada da 11 tane madalya almış bu kızlarımız. Yani bu on beş senede aşağı yukarı -11, 36 daha- 47 tane madalya almış.
Bu tesadüf mü arkadaşlar? Tabii ki tesadüf değil.
Bu başarılar geldikçe biz ne yapıyoruz? Mesela, not almışım burada; başarılı sonuçlar olduğu zaman ne oluyor? Bir, ‘Bu tarihî şampiyonluk.’ demişiz. İki, Türkiye’nin uluslararası prestijinin artması; bütün dünya Türkiye’yi konuşuyor, televizyonlar gösteriyor ve Türkiye’nin prestiji artıyor.
Üç, genç nesiller için rol model oluşturulması; bu sporcu kardeşlerimizin bizim gençlere çok ciddi rol model olduğunu hepimiz biliyoruz, bu sadece futbol, voleybol değil, bütün spor branşlarında.
Dördüncüsü, voleybolun yaygınlaşmasına katkı sağlamışlar ve sağlanıyor.
Beşincisi de millî birlik ve toplumsal motivasyonu sağlıyor. Ben maçı -yoldaydım, durdum- bir kafeteryada seyrettim. Belki 200 kişi falan vardı kafeteryada, herkes havalara sıçradı her aldığımız sayıda.
Orada da hiç kimse kimseye ‘Hangi partiye oy veriyorsun, hangi siyasi görüştesin?’ diye sormadı, herkes ayağa fırladı, beraber sevindik, beraber güldük. Onun için, bu millî birlik ve toplumsal motivasyon sporla her zaman olabilen bir şey.
Peki, bu kızlar tesadüfen mi bu başarıları elde etti? Burada biraz not almışım, okuyayım onu.
Voleybol Federasyonu Başkanı Sayın Mehmet Akif Bey ve ekibi bir sistem kurmuş. Türkiye’de son yıllarda voleybol altyapısına yapılan yatırımlar, kulüplerin altyapı organizasyonları, okul sporları faaliyetleri, bölgesel taramalar ve Türkiye Voleybol Federasyonunun yetenek geliştirme programları sayesinde sporcular küçük yaşlardan itibaren bilimsel antrenman süreçleriyle yetiştirilmişlerdir.
Minik, yıldız ve genç kategorilerinde elde edilen ulusal ve uluslararası başarılar sporcuların üst düzey rekabet deneyimi kazanmasını sağlamakta, bu süreç millî takım düzeyinde başarının da temelini oluşturmaktadır.
Burada birçok notum var da, sistem kurulmuş, altyapı sistemi kurulmuş, çocuk yaştan, daha 8-10 yaşından başlanmış bu çocuklar yavaş gele gele gele, madalyaları kazana kazana artık şu anda yenilmez bir armada olmuş bizim kız voleybol takımı.
Bunun da bir tane nedeni var: Altyapısı güzel kurulmuş, altyapı güzel işliyor ve alttan fabrika gibi yetişiyor.
Şimdi, buradan futbola geçeceğim ben, şimdiki bu futbol kulüplerinin durumları ve yapılan transferlerle ilgili. Tabii, futbolda aynı şey var mı? Maalesef yok.
Elimdeki notları okuyorum size şimdi: 31 Mayıs 2024 tarihinde yani bir buçuk sene önce Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş takımlarının borcu 40 milyar TL.
Ardından, 31 Ağustos 2025’te 60 milyar TL yani geçen sene bu zamanlarda. 28 Şubat 2026’da, bundan beş ay önce de 71 milyar TL.
Bu dört beş ayda ve bu transfer dönemiyle beraber bu rakam 80 milyar, 85 milyar TL’yi buluyor. Paraların büyük bölümü döviz üzerinden ödendiğine göre aşağı yukarı 1 milyar 800 milyon dolar sadece bu 3 kulübümüzün borcu var.
Şimdi, burada neyi eleştireceğiz? Bunun sürdürülebilir bir tarafı yok. 2024 Mayıstan günümüze kadar 40 milyardan 81 milyara çıkmış borç, seneye bu 100 olacak, ondan sonraki sene 120 olacak ve kulüpler maalesef bunu sürdüremezler.
Şimdi transferler başladı, transfer ayı başladı. Buradan halkımıza ben seslenmek istiyorum: Lütfen, kulüplere baskı yapmayın. ‘Şu oyuncuyu da alın, bunu da alın. Bak, o onu aldı, bu bunu aldı.’
Şu anda bakıyorum transferlere; sadece bonservisine 50 milyon euro konuşuluyor. Bu sadece 50 milyon euroda kalmıyor.
O 50 milyon euroluk oyuncunun yıllık aldığı para da ortalama 15 milyon euro, dört sene kontrat yapıyorlar; 60 milyon euro, 50 milyon euro da bu; 110 milyon euro yani şu anda yapılan transferlere dikkat ederseniz o paralarda.
Peki, arkadaşlar, bu parayı nereden ödeyeceksiniz? Bu paraları ödeyemezsiniz.
Ben geçen sene bir televizyon programında, bir röportajda dedim ki: ‘Bu paraları ödemeyelim. Bak, bunlar büyük paralar.’
Oradan spiker sordu, dedi ki: ‘Osimhen’i alsın mı Galatasaray 75 milyon euroya?’ Dedim ki Real Madrid’in Başkanı olsam Osimhen’i alırım 75 milyon euroya çünkü 1,5 milyar dolar geliri var yıllık ama Türkiye’de bu paralar verildiği zaman kendi parasıyla beraber 175 milyon euroya geldi. ‘Kulüpler batar.’ dedim.
Tabii, onu tek taraflı, sadece o bölümü şey yaptıkları için zannettiler ki sadece Osimhen’le ilgili söylüyorum. Bunların iyi oyuncu olduğunu herkes kabul ediyor, dünya kabul ediyor bunların iyi futbolcu olduğunu ama eğer siz bu paraları böyle vermeye devam ederseniz, ki şu anda çoktan battınız da...
Bir şekilde, basın, seyirci baskı yapıyor. ‘Bak işte, şu takım şunu aldı, sen de bunu al. Bu takım şunu aldı, sen de bunu al.’
Arkadaşlar, baskı yapmayın bu yöneticilere.
Yani şöyle bir örnek vereyim: Bu üç büyüklerden biri kulüp başkanlığı için kongre salonuna girsin kongre günü, ‘Ey kongre üyeleri, beş sene şampiyonluğu unutun. Ben takımı beş sene şampiyon yapmayacağım, ben altyapıya harcayacağım bir 50 milyon euro ama beş sene sonra önümüzdeki elli seneyi kurtaracağım.’ dese bırak o adamın seçilmesini vallahi dayak yer, kovarlar oradan ama hayatın gerçekleri bu değil işte.
Mesela, çok güzel bir söz var, diyor ki: ‘Transfer bugünü, altyapı ise geleceği kurtarır.’
Biz hep konuşuyoruz bunları, herkes de konuşuyor, herkes de istiyor ama uygulamaya gelince maalesef yok.
Şimdi, bu büyük kulüplerimizin, tahmin ediyorum, bu seneki transfer bütçeleri 250-300 milyon euro. Bunu 5’le çarparsan bir on beşer milyon euro daha buraya şey katacaklar.
Geçen sene burada ben bordo mavi giyindim; kravat bordo, gömlek mavi. Dedim ki bugün Trabzonspor için giyindim.
Dediler ki: ‘Trabzonspor’u mu tutuyorsun?’ Dedim Trabzonspor’u falan, ben hepsini tutuyorum da...
Trabzon U19 takımı geçen sene bu zamanlarda Avrupa’da final oynadı 19 yaş altı grubunda. Avrupa’nın en büyük 64 tane kulübünün katıldığı, işte Barcelona’dan, Real Madrid’den, Manchester United’dan, Manchester City’den Bayern Münih’e hepsini sayın, bu çocuklar hepsini yendi, finalde Barcelona’ya kaybettiler.
Şimdi, bu ne demek? Avrupa’nın en kaliteli 19 yaş altı grubu oyuncuları vardı bu Trabzonspor’un altyapısında ve bunlar Avrupa’da 2’nci oldu.
Ben de burada konuşma yapınca Trabzonspor İkinci Başkanı beni arayıp teşekkür etti konuşmamdan dolayı. Dedim ki ben de teşekkür ederim, bu çocukları ne yapacaksınız, program ne? Belki de Avrupa’da en çok oyuncu çıkan yerdir Trabzon şehri.
Demin baktım notlara, içlerinden sadece bir çocuk geçen sene birkaç maç oynamış, notunu da almıştım burada, bu sene de inşallah oynar.
Diğer oyuncular... Salih Malkoçoğlu, geçen sene biraz oynamış birkaç maç, geri kalan oyunculardan hiçbirisi oynamamış.
Bu sene de bu Salih tekrar takımda, bir de kalecileri takımda, öbür oyuncuların hepsi 2’nci ve 3’üncü Liglere veya PTT Ligi’ne verilmiş pişsinler diye; sistem bunu gerektiriyor.
Şimdi, Trabzonspor’un hocası Fatih Hoca veya Başkanı altyapıdan 8 tane oyuncu oynatmak istemez mi A takımda? Hem daha ucuz hem Türk oyuncular, yerli oyuncular, geleceğin Millî Takım oyuncuları ama bu seyirci baskısı ve bu sistem maalesef buna müsaade etmiyor.
Böyle gittiği müddetçe de yani hiç umudum yok arkadaşlar.
Bunların hepsini birbirine bağlayabiliriz yani -vakit de yok da- Millî Takım’ın Dünya Kupası’ndaki durumundan tutun bu kulüplerin geldiği noktaya kadar, bunların hepsi birbiriyle bağlantılı.
Bunun bir tane çözümü var: Türk gençleri dünyanın en yetenekli gençleridir, bunları altyapı tesislerine koymamız lazım -ki var şu anda Türkiye’de altyapı tesisleri- ama çok ciddi bir organizasyon lazım, dirayet lazım, sabır lazım.
Türk sporunun geleceği altyapıdadır.”




