Bahçeli’den 26 Eylül Türk Dil Bayramı mesajı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 26 Eylül Türk Dil Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda Türkçenin Türk milletinin tarihi, kültürü, ortak hafızası ve milli kimliği açısından taşıdığı öneme dikkati çekti.
Dilin bir milletin kültürüne anlam, ruh ve içerik kazandırdığını belirten Bahçeli, milletlerin ahlakını, geleneklerini, hatıralarını, yaşayış biçimlerini ve ortak değerlerini büyük ölçüde dilleri aracılığıyla muhafaza ettiğini ifade etti.
26 Eylül’ün Türk Dil Bayramı olarak kutlanmasının temelinde, 26 Eylül 1932’de başlayan Birinci Türk Dil Kurultayı bulunuyor. Türk Dil Kurumu kayıtlarında da 26 Eylül’ün Dil Bayramı olarak kutlandığı görülüyor.
“Türkiye’nin geleceği Türkçenin geleceğiyle doğrudan bağlantılıdır”
Türkçenin yalnızca bir iletişim aracı olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Bahçeli, dili Türk milletini millet yapan temel değerlerden biri olarak tanımladı.
Yüzlerce kuşağın düşüncesini, hatırasını ve tecrübesini taşıyan Türkçenin geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü kurduğunu ifade eden Bahçeli, dilin korunması, yaşatılması, geliştirilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılmasının devlet ve milletin ortak sorumluluğu olduğunu kaydetti.
Bahçeli'nin Türkçenin toplumsal bütünleşmedeki önemine yaptığı vurgu, 2002'deki Dil Bayramı konuşmasında dile getirdiği “dil, toplumu kuşatan ortak değerler yaratır ve toplumsal bütünleşmeyi sağlar” yaklaşımıyla da örtüşüyor.
Milli kimlik ve kültürel aidiyet vurgusu
Türkçenin başka diller karşısında güç kaybetmesinin yalnızca dil alanındaki bir değişim olarak görülmemesi gerektiğini belirten Bahçeli, bunun kültürel aidiyet, milli şuur ve ortak kimlik üzerinde de etkileri olabileceğini ifade etti.
Orhun Anıtları'ndan Kaşgarlı Mahmut'a, Ahmet Yesevi'den Karamanoğlu Mehmet Bey'e, Yunus Emre'den Ali Şir Nevai'ye uzanan kültürel mirasa işaret eden Bahçeli, Türkçenin “bin yıllık kardeşliğin, ortak hafızanın ve müşterek ülkülerin” bağlayıcı unsurlarından biri olduğunu belirtti.
“Türkçeyi korumak millî bir görevdir”
Bahçeli, Türkçenin bilim, sanat, edebiyat ve düşünce dili olarak daha da güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak dilin doğru, temiz ve özenli kullanılmasına yönelik çağrıda bulundu.
Yabancı kavram ve kelimelerin ölçüsüz kullanımına karşı Türkçenin kendi imkânlarının geliştirilmesinin önemine dikkati çeken Bahçeli, “Türkçe, ecdadımızdan bizlere bırakılmış kutlu bir emanettir. Onu sevmek, korumak, geliştirmek ve gelecek kuşaklara bütün zenginliğiyle aktarmak millî bir görevdir” dedi.
Devlet Bahçeli’nin açıklamasının tamamı
“Dil; bir milletin kültürüne anlam, ruh ve içerik kazandıran; duygu ve düşüncelerin kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlayan vazgeçilmez bir değerdir. Milletler, tarih boyunca sahip oldukları ahlakı, gelenekleri, hatıraları, yaşayış biçimlerini ve ortak değerleri büyük ölçüde dilleri aracılığıyla muhafaza etmişlerdir. Bu yönüyle Türkçe, milletimizin hafızası, ortak bilinci ve müşterek duygularının taşıyıcısıdır.
Türkiye’nin varlığı ve geleceği, Türkçenin varlığı ve geleceğiyle doğrudan bağlantılıdır. Türkçemiz, yalnızca bir iletişim ve anlaşma aracı değil; aynı zamanda bizi millet yapan, tarihimizden ve kültürel birikimimizden beslenen temel değerlerimizden biridir. Yüzlerce kuşağın düşüncesini, hatırasını ve tecrübesini taşıyarak bugünlere ulaşan Türkçe, geçmiş ile gelecek arasında kurduğumuz en güçlü köprülerden biridir. Bu nedenle Türkçeyi korumak, yaşatmak, geliştirmek ve gelecek kuşaklara aktarmak, devlet ve millet olarak ortak sorumluluğumuzdur.
Türkçenin zayıflaması ve zaman içerisinde başka diller karşısında kendi gücünü kaybetmesi, yalnızca dil alanında yaşanacak bir değişim olarak görülmemelidir. Dilin zayıflaması; kültürel aidiyetin, millî şuurun ve ortak kimliğin de zedelenmesine yol açabilecek önemli bir meseledir. Çünkü dil, millet fertleri arasındaki aidiyet duygusunu güçlendiren, ortak bir ‘biz’ anlayışını besleyen ve toplumsal birlikteliği perçinleyen, yaşayan bir varlıktır.
Türkçe, tarih boyunca milletimizin siyasal ve kültürel varlığının şekillenmesinde önemli bir rol üstlenmiştir. Orhun Anıtlarından Kaşgarlı Mahmut’a, Ahmet Yesevi’den Karamanoğlu Mehmet Bey’e, Yunus Emre’den Ali Şir Nevai’ye uzanan büyük bir kültür mirasının taşıyıcısı olan Türkçemiz; bin yıllık kardeşliğin, ortak hafızanın ve müşterek ülkülerin güçlü bir bağlayıcısıdır. Bu nedenle Türkçenin korunması, yalnızca geçmişe sahip çıkmak değil, geleceğimizi de güvence altına almaktır.
Güzel Türkçemizin bilim, sanat, edebiyat ve düşünce dili olarak daha da güçlenmesi; doğru, temiz ve özenli kullanılması hepimizin ortak sorumluluğudur. Yabancı kavram ve sözcüklerin ölçüsüz biçimde dilimizi kuşatmasına karşı Türkçenin kendi imkânlarını geliştirmek, zenginliğini ortaya çıkarmak ve çağın ihtiyaçlarına cevap verebilen güçlü bir dil olarak yaşatmak büyük önem taşımaktadır.
Türkçe, ecdadımızdan bizlere bırakılmış kutlu bir emanettir. Onu sevmek, korumak, geliştirmek ve gelecek kuşaklara bütün zenginliğiyle aktarmak millî bir görevdir.
26 Eylül Türk Dil Bayramı vesilesiyle, Türkçemizin geçmişten geleceğe uzanan güçlü ve canlı bir kültür mirası olarak yaşamasını; bilimde, sanatta, edebiyatta ve hayatın her alanında daha da güçlenmesini diliyor, 26 Eylül Türk Dil Bayramı’nı kutluyorum.”



