Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, 'Afrika'nın yoksul halklarının yoksulluğundan nasıl kurtarılacağı Türkiye'nin meselesidir. Filistin'de, Gazze'de hakkın, hukukun nasıl sağlanacağı; barbar İsrail yönetiminin nasıl durdurulacağı Türkiye'nin meselesidir. Dünyanın her yerinde var olan ve artık insanlık için bir kabusa dönüşen çevre tahribatının ve iklim krizlerinin nasıl önleneceği Türkiye'nin meselesidir, Türkiye'nin aydınlarının meselesidir' dedi.

TBMM desteğiyle bir üniversite tarafından düzenlenen 'Çağdaşlaşma: Küresel Karşılaştırmalar ve Alternatif Arayışlar Işığında Türk Modernleşmesi' sempozyumu başladı. İstanbul Şişli'de bir otelde gerçekleştirilen ve iki gün sürecek olan sempozyuma TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, alanında yetkin akademisyenler, araştırmacılar ve davetliler katıldı.

'Gerçekten zor bir zamandan geçiyoruz'

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan sempozyumun açılışında konuşan Kurtulmuş, bu zamanın tarih boyunca yaşanan en kırılgan dönemlerden biri olduğunu ifade ederek, 'Gerçekten zor bir zamandan geçiyoruz. Bu zaman belki de tarih boyunca yaşanan en kırılgan dönemlerden birisidir. Büyük alt-üst oluşların yaşandığı bir dönemdeyiz. Savaşların, çatışmaların, iç çatışmaların, gerilimlerin olduğu bir süreçteyiz. İnsanlık tarihi boyunca yaşanmış en önemli açlık, kuraklık ve kıtlık krizlerini de maalesef birlikte yaşıyoruz. Aynı şekilde çevre felaketinin, hemen bütün dünya için, sadece bir bölge için değil bütün dünya için fevkalade zor ve hayati bir sorun haline geldiği bir dönemdeyiz. Öte yandan bu açlık, kıtlık ve çevre krizlerinin de, siyasal kriz ve baskıların da zorladığı bir süreç olarak önümüze fevkalade yoğun bir şekilde yaşadığımız uluslararası göçmen krizi geliyor. Bütün bunların hepsini alıştığımız sözlerle tanımlamak, alıştığımız sözlerle bunlara çözüm bulmak mümkün değildir. Zaten öyle olmuş olsaydı, insanlık bunların hepsine çözüm bulabilirdi. Şunu çok açık söyleyebiliriz ki bugün dünyada yaşadığımız doğal afetler dışındaki bütün sorunların tamamı, insan eliyle üretilmiş sorunlardır. Dolayısıyla insan eliyle üretilmiş bu sorunları çözecek olan da yine insanın niyeti, gayreti, fikri çabası ve ümit ederim ki bu gayretler sonucu ortaya koyduğu teklifleriyle şekillenecek istikamettir. Bu anlamda şimdiye kadarki tecrübemizi en iyi şekilde değerlendirmemiz gerektiğini ifade etmek istiyorum' dedi.

'Türk modernleşmesinin en önemli alanlarından birisi de demokrasidir'

Cumhuriyet'e kadar uzanan süreç içerisinde Türk modernleşmesinin en önemli alanlarından birisin de demokrasi olduğunu söyleyen Kurtulmuş, 'Modernleşme başka bir şey, çağdaşlaşma başka bir şey, batılılaşma bambaşka bir şeydir. Bunların hepsini birbirine karıştırarak ve Batı'yı gözümüzde büyük bir hedef gibi görüp ona taklide çalışmak, köklerimizden uzaklaşmaktır. Biz bu anlamda köklerimizin üzerinde hem de 22. yüzyıla yakışır yeni bir çıkışı yapabilecek milli bir tecrübeye sahip olduğumuza da inanıyorum. Kökü mazide olan atiyi kurabilmek, Türkiye'nin ve Türk dünyasının fikirsel, zihni mücadelesine bağlıdır; kabiliyetine ve çabasına bağlıdır. Bunu ortaya koyabileceğimize, böyle bir tecrübemizin olduğuna inanıyorum. Ayrıca Cumhuriyet'e kadar uzanan bu süreç içerisinde Türk modernleşmesinin en önemli alanlarından birisi de demokrasidir. Demokrasiyi göz bebeğimiz gibi korumak mecburiyetindeyiz. Türkiye'nin, devletin milletle bütünleşme sürecinin en önemli göstergelerinden birisi, demokrasi alanındaki ilerlememizdir. Çok kolay gelmedik bugüne. Zorluklar içerisinde bu mücadele verildi. Türkiye'de darbelerin olduğu, başbakanların idam edildiği, hükümetlerin 'birkaç tane general istiyor' diye düşürüldüğü dönemleri hep birlikte yaşadık. Hatta demokrasi ve siyaset alanı, sadece elit bir grubun işi, onların sahip olduğu kendi özel alanları olarak görüldü, tanımlandı ve ne yazık ki nice büyük badirelerden bu şekilde geçilmiş oldu. Ama her zaman demokrasiye yöneldiğimizde esasında sadece demokratik kazanımlar elde etmedik. Demokrasiye yöneldiğimizde, milletle devletin yaklaştığını, hatta demokrasinin gelişmesiyle birlikte milletle devletin bütünleşmeye başladığını gördük. Türkiye'nin modernleşme serüveni içerisinde en önemli kurumlarımızdan, araçlarımızdan birisi de şüphesiz demokrasidir. Demokrasiyi gözümüzün nuru gibi koruyacağız, geliştireceğiz, antidemokratik bütün uygulamaları ayıklamaya gayret edeceğiz ve demokrasimizi dünya ölçeğinde örnek bir demokrasi haline getireceğiz' şeklinde konuştu.

'Demokrasimizi dünyada örnek bir demokrasi haline getireceğiz'

'Demokrasimizi dünyada örnek bir demokrasi haline getireceğiz' diyen Kurtulmuş, 'Türk modernleşmesini çok zengin bir birikimin üzerinde, büyük bir milli kimlik üzerinde güçlendireceğiz ve bu anlamda devletle millet arasındaki bağları, köprüleri daha da kuvvetlendireceğiz. Bunun en somut göstergesi olan demokrasimizi dünyada örnek bir demokrasi haline getireceğiz ve ümit ediyorum ki dünyaya olan sözümüzü de en güçlü şekilde söyleyeceğiz. Bizim bildiğiniz gibi devlet felsefemizin içerisinde üç tane temel husus vardır. Bunlardan birisi; 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın'. İkincisi ise 'Devlet-i Ebet Müddet' fikridir. Üçüncüsü ise 'Nizam-ı Alem' meselesidir. Bizim anlayışımızda mutlaka aleme nizam vermek düsturu vardır. Biz sadece kendimiz için, sadece kendimizin hayrına değil; bütün insanlığın hayrına olan sözü söylemek, bütün insanlığın huzuru için gayret etmekle kendimizi görevlendirilmiş bir millet olarak kabul ederiz. Bu üçünün üzerinde de ne zaman başarılı olarak kendimizi inşa ettiysek, Allah'ın izniyle dünyada da sözü kuvvetli bir ülke olduğumuzu hep tarihî olarak tecrübe ettik. Şimdi bundan sonra da yeryüzündeki bütün zorluklara karşı sözümüzü geliştirmek, bunu da bizim bu modernleşme ve tarihî birikimimiz içerisinden aldığımız fikri güçle gerçekleştirmek zorundayız' diye konuştu.

'Filistin'de, Gazze'de hakkın, hukukun nasıl sağlanacağı; barbar İsrail yönetiminin nasıl durdurulacağı Türkiye'nin meselesidir'

TBMM Başkanı Kurtulmuş, 'Afrika'nın yoksul halklarının yoksulluğundan nasıl kurtarılacağı Türkiye'nin meselesidir. Filistin'de, Gazze'de hakkın, hukukun nasıl sağlanacağı; barbar İsrail yönetiminin nasıl durdurulacağı Türkiye'nin meselesidir. Dünyanın her yerinde var olan ve artık insanlık için bir kabusa dönüşen çevre tahribatının ve iklim krizlerinin nasıl önleneceği Türkiye'nin meselesidir, Türkiye'nin aydınlarının meselesidir. Bu çerçevede, bu geniş kapsamda önümüze belki çok fazla ev ödevi koyacağız ama önce kendi içimizde, köklerimize sağlam basarak, kökü mazide olan bir atiyi gerçekleştiren anlayışla yolumuza devam edeceğiz' dedi.

Program fotoğraf çekiminin ardından açılış paneli ile devam etti.

Kaynak: İHA