ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran ile nükleer konulu müzakerelerin yapıldığı süreçte başlattığı saldırılar ile başlayan İran savaşı, birinci ayını geride bırakmış olsa da, petrol fiyatlarındaki dalgalanma küresel maliyetler üzerindeki etkisi sürdürüyor. Özellikle inşaat sektöründe ciddi maliyet artışları yaşandığını belirten sektör temsilcileri, bunun piyasada ciddi baskı oluşturduğunu belirtti.

ABD ile İsrail'in saldırıları ve İran'ın dünya petrolünün yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapatmasıyla birlikte küresel ekonomiyi baskı altın alan savaş, birinci ayını geride bıraktı. Petrol türevlerinin inşaat malzemelerinde yoğun şekilde kullanılması nedeniyle maliyetlerde yüzde 20 ila 25 arasında artış yaşandığına dikkat çekilirken, özellikle dış cephe mantolama gibi alanlarda bu artışın doğrudan hissedildiği ifade edildi. Artan maliyetlerin nakliye fiyatlarını da yukarı çekmesiyle birlikte enflasyon üzerinde de baskı oluşturabileceği vurgulayan Elfi Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Aydemir, bu sürecin küresel gelişmelerle birlikte Türkiye ekonomisini de zorlayabileceğini dile getirdi. Aydemir, '2025 yılına bakıldığında gayrimenkul sektörünün yaklaşık 1 milyon 690 bin satışla tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. Bu hareketliliğin 2026 yılında da devam etmesinin bekleniyor. 2025 yılında daha çok ihtiyaç odaklı alımların gerçekleşirken, yatırım amaçlı alımların ise sınırlı kaldı. 2026 yılında ise vatandaşların büyük metrekareli konutlardan ziyade daha küçük ve kullanışlı 1+1 ve 2+1 dairelere yöneldi. İnşaat maliyetlerinin oda başına 1,5 ila 2 milyon lira seviyesine ulaşması ve alım gücündeki değişim bu tercihte etkili oldu' dedi.

'Aidatlar insanları müstakile yönlendiriyor'

Öte yandan yüksek site aidatları da vatandaşların tercihini etkileyen önemli unsurlar arasında yer aldığını belirten Aydemir, '5 bin liradan başlayıp 30 bin liraya kadar çıkan aidat bedelleri nedeniyle vatandaşlar daha sakin, doğayla iç içe ve şehir merkezine 30-40 dakika uzaklıktaki bölgelere yöneldi. Bu eğilimin önümüzdeki 5 yıl içerisinde daha da artması bekleniyor' diye konuştu.

Sektör temsilcileri, 2026 yılının 2025'e göre daha hareketli geçebileceğini öngörürken, yeni konut üretiminin yetersiz kalmasının fiyatları yukarı yönlü baskılayabileceğine dikkat çekti. Özkan Aydemir , 'Bu sebeple gayrimenkul ihtiyacı olan vatandaşların önümüzdeki 3-4 aylık süreci iyi değerlendirmesi gerekiyor. Mevcut piyasa şartlarında pazarlık imkanlarının daha yüksek, ancak hareketliliğin başlamasıyla birlikte fiyatlar artabilir' dedi.

Diğer yandan emlak sektöründe elektronik ilan doğrulama sisteminin devreye alınmasıyla birlikte fiyat manipülasyonlarının önüne geçilmesi hedeflendiğini belirten Aydemir, fiyat artışlarında usulsüzlük tespit edilmesi durumunda vatandaşların şikayet mekanizmalarını kullanmaları gerektiğini söyledi.

Konut kredi faiz oranlarının yüzde 2,30 - 2,40 seviyelerine kadar gerilediğini ifade eden Aydemir, 'Faizlerin düşmesi durumunda konut fiyatlarının tekrar yükselme eğilimi gösterebileceği ifade ediliyor. Bu noktada Ticaret Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumların denetimlerini artırması önemine dikkat çekti. Geçmiş dönemde uygulanan yüzde 25 kira artış sınırının da piyasada farklı etkiler oluşturdu. Bu uygulamanın bazı yatırımcıların gayrimenkullerini elden çıkarmasına sebep olduğu ifade edildi' dedi.

Türkiye'de kiracı oranının yüzde 50 seviyelerine yaklaştığına dikkat çeken Aydemir, yatırımcıların yeniden gayrimenkule yönlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Aydemir, 'Artan arzın kira fiyatlarını dengeleyebileceği, aksi halde kira enflasyonunun yükselmeye devam edecek. Geçmişte 2-3 bin lira seviyesinde olan kira fiyatlarının günümüzde 25 bin lira seviyelerine ulaştı. Bu durumun asgari ücretle geçinen vatandaşlar için ciddi bir yük oluşturdu. Konut arzının artırılması ve yatırımcının desteklenmesiyle piyasanın dengelenebilir' dedi.

Kaynak: İHA