Maltepe Belediyesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında anlamlı bir panele ev sahipliği yaptı. Yaşar Kemal Kültür Merkezi'nde düzenlenen etkinlikte kadın cinayetleri, yaşam hakları mücadelesi ve kadının toplumsal özneliğine dair önemli konu başlıkları değerlendirildi. Toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde yürütülen bu hak arayışına dikkat çeken panel, Maltepeli kadınların dayanışma ruhunu bir kez daha ortaya koydu.

Yaşar Kemal Kültür Merkezi'nde düzenlenen etkinlikte kadın cinayetleri, yaşam hakları mücadelesi ve kadının toplumsal özneliğine dair önemli konu başlıkları değerlendirildi. Kadın haklarının korunması ve şiddetle mücadele konusundaki kararlılığın somut bir göstergesi olan etkinlikte; hukuki güvencelerin önemi ve toplumsal zihniyet değişiminin aciliyeti üzerinde durularak, şiddetsiz bir gelecek için çözüm yolları değerlendirildi. Maltepe Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Betül Çotuksöken'in moderatörlüğünü üstlendiği panelde, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Dr. Gülsüm Kav ve Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen konuşmacı olarak yer aldı.

'Sadece özel anlamı olan tarih dilimleri için değil, hepimizin her an bu bilincin içinde olması gerekiyor'

Prof. Dr. Betül Çotuksöken, toplum bilincinin artırılmasının kadına şiddet ve kadın cinayetleri farkındalığında büyük öneme sahip olduğu dile getirerek, 'Aslında günlük hayatımızda her gün farkına varmamız gereken şeyler var; kendimizle ilgili olarak ve bütün kadınlarla ilgili olarak. Bugün gerçekten özel bir gün, 8 Mart'ın arka planında ne kadar yoğun işlerin olduğunu; bugünün anlam ve önemini hatırlatmak üzere geldiğimiz bu noktada ne kadar ağırlıklı çalışmaların olduğunu hepimiz biliyoruz. Sadece özel bir anlamı olan tarih dilimleri için değil, hepimizin her an bu bilincin içinde olması ve her birimizin gerçekten duyarlılıklarının çok artmış olması gerekiyor. Bu duyarlılıkları zaman içerisinde ve belli bir ortaklık noktasına gelinceye kadar artırmak da büyük bir önem taşıyor' ifadelerine yer verdi.

Kadınları boşandırmamaya çalışmak yerine koruyor olsak kadın cinayetlerinin yüzde 60'ından kurtulabiliriz demektir'

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Dr. Gülsüm Kav, Türkiye'de 2025 yılında 294 kadının ve 297 şüpheli ölümün olduğuna dikkat çekerek, şunları aktardı:

'Aslında bakarsanız şiddetle mücadelenin tarihi o kadar da eski değil. Ve biz bu kısacık sürede epeyce yol almış durumdayız. O nedenle emin olun şiddet kadınlarımızın gücünü yenemedi; biz onu yeneceğiz. 2025 yılı verilerine göre kadınların yüzde 61'i evlerinde ve genellikle yakınları tarafından; evli oldukları ya da eskiden evli oldukları, boşanmış oldukları kişiler tarafından öldürülmüş. Kadın cinayetlerinin en çok boşanma evresindeyken işlendiğini biliyoruz. Akrabalar, tanıdıklar, maalesef babalar ve oğullar da var. Ve bu cinayetler en sık olarak ateşli silahlarla işleniyor. Aslında silahlanmayla ilgili sıkı önlemler alabiliyor olsak, boşanma evresindeki kadını boşandırmamaya çalışmak yerine etkin bir şekilde koruyor; sürekli ihtiyaçlarını soruyor ve bunu gözetiyor olsak bu kadın cinayetlerinin yüzde 60'ından kurtulabiliriz demektir.'

Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen, kadın cinayetlerinin politik bir zemine dayandığının altını çizerek, '1980'lerde yaşadıklarımız çok uzak bir zaman dilimi değil. Hani 'Kadın cinayetleri politiktir' diyoruz ya; aslında 80'lerde yaşadığımız bütün faili meçhul cinayetlerin bir çeşidini bugün hala kadınlar üzerinde yaşıyoruz. O ahlak kuralları ya da kapitalist dünyanın dayatmaları, Türkiye'deki iktidar yapılarının hayata bakışları neyse aslında bunların hepsinden etkileniyoruz' dedi.

'Kadın cinayetleri karşısında susmamamız ve faillerin cezalandırılması gerekiyor'

Köymen, özellikle 6284 sayılı kanun ve İstanbul Sözleşmesi'nin yeniden hayata geçirilmesinin kadın cinayetlerinin önüne geçme noktasında büyük bir önem taşıdığını ifade ederek, şunları söyledi:

'İçinden geçtiğimiz zaman dilimi gerçekten çok zor. Öncelikle kendi ilçemizden başlayarak bütün yaşam alanlarımızı kadınların sağlıklı ve mutlu bir şekilde ve özgüvenle bu ilçede yaşayabilmeleri için çalışıyoruz. Kadın emeğinin değerli kılındığı, görünür kılındığı ve en temelinde de tabii bir demokrasi mücadelesi aynı zamanda kadın hakları mücadelesini çok önemsiyoruz. Bu özendirilen cezasızlıkların yerine cezalandırmanın getirilmesi için mücadele edip bizler de kadınlarla dayanışma çalışmaları yapıyoruz. Kadın hakları mücadelesini bir demokrasi mücadelesi olarak ele almak gerekiyor. Dolayısıyla demokrasiden uzaklaşan ortamlarda kadın cinayetleri, kadına yönelik şiddet, kadının evde kalması ve emeğinin görünür olmaması da son derece yaygın bir hale gelmeye başlıyor. Özellikle 6284 ve İstanbul Sözleşmesi uygulamaları çok önemli; bunların hayata geçmesi için hep birlikte mücadele etmek durumundayız. Ama en temelinde de kadın cinayetleri karşısında susmamamız ve cinayet faillerinin de cezalandırılması gerekiyor. Ancak bu uygulandığı ve bir hukuk devletinin gereği yerine getirildiği zaman kadın cinayetlerini önleme noktasında bir aşama kaydedebiliriz. Şimdiden bütün kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü selamlıyorum. Genelde bir kutlama mesajı olarak yayınlanıyor ama bu bir mücadele ve dayanışma günü; o yüzden selamlamayı tercih ediyorum. Umarım büyük bir mücadele ve büyük bir dayanışmayla o ortamı sağladıktan sonra 8 Mart'ı hep birlikte coşkulu bir şekilde kutlayabiliriz.'

Kaynak: İHA