Uyuşturucu ile mücadele ve bağımlılık konularında yazdığı kitaplarla dikkat çeken Hakim İzzet Durak, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarını değerlendirdi. Suçun bir 'birikim ürünü' olduğunu vurgulayan Durak, akran zorbalığından medya diline, aile yapısından dizi senaryolarına kadar şiddeti körükleyen nedenleri sıraladı. Durak, 'Çocuk sosyal medyada veya arkadaş ortamında planlarını anlatarak aslında sinyal verir. Bu sinyalleri yakalayacak olan uzmanlardır' açıklamalarında bulundu.

Türkiye gündemini sarsan okul saldırıları, gözleri suçun sosyolojik ve psikolojik temellerine çevirdi. Uyuşturucu ile mücadele ve bağımlılık konularında yazdığı kitaplarla dikkat çeken Hakim İzzet Durak, yaşanan olayların anlık bir patlama değil, yıllar süren bir ihmaller zincirinin sonucu olduğunu belirtti. Durak, 'Dünyada suç işleyen kişi kadar sebep vardır ancak çocuklar için en büyük faktör aile yapısıdır' dedi.

'Sorunlu aile yapısı, suçlu adayı yetiştiriyor'

Suça itilen çocukların profilini analiz eden Durak, parçalanmış aile yapısı ve aile bireylerinden birinin kriminal geçmişe sahip olmasının riski artırdığını belirtti. Sevgi eksikliğinin en temel tetikleyici olduğunu ifade eden Durak 'Çocuğun ailede sevgi görmemesi, varlığının farkına varılmaması onu başka yollarla kendini ispat etmeye itiyor. Çocuk kendisini dışlanmış ve değersiz hissettiği an, bir suçlu adayı yetiştiriyoruz demektir. Sokakta geçirilen vaktin artması ve kriminal çevrelerle temas da bu süreci hızlandırıyor' şeklinde konuştu.

'Okul saldırılarında en büyük motivasyon akran zorbalığı'

Türkiye'de yeni görülmeye başlanan ancak dünyada yaygın olan okul saldırılarının arkasındaki en büyük motivasyonun 'akran zorbalığı' olduğunu vurgulayan Hakim Durak, 'Okulda alay edilen, lakap takılan ve dışlanan çocuk, intikam duygusuyla şiddete yöneliyor. Bu saldırılar aslında birer intihar saldırısıdır; çünkü çocuk eylemden sonra başına ne geleceğini bilerek bu işe kalkışıyor' ifadelerini kullandı.

'Güvenlik sayısı değil, rehber öğretmen sayısı artırılmalı'

Toplumun her olay sonrası 'güvenlik önlemleri artırılsın' talebinin eksik bir yaklaşım olduğunu savunan Durak, çözümün rehberlik servislerinde olduğunu ifade ederek 'Dünya standartlarında bir rehber öğretmen en fazla 250 öğrenciye bakmalıdır, bizde bu sayı çok üzerinde. Çocuk sosyal medyada veya arkadaş ortamında planlarını anlatarak aslında sinyal verir. Bu sinyalleri yakalayacak olan uzmanlardır' açıklamalarında bulundu.

Medyada haberlerin veriliş biçimi ve dizi senaryolarının suçu özendirdiğine dikkat çeken Durak, 'Medya kendi oto sansür uygulamalı. Kanlı görüntüler paylaşılmamalı ve fail asla kahraman gibi sunulmamalıdır. Bu, başkalarında 'gündeme gelme' isteği uyandırır. Son 25 yılda çeteleri ve mafyayı yücelten senaryolarla 'ne olursan ol güçlü ol' mesajı verildi. Etik ve manevi değerler hiçe sayıldı, bu da genç nesilde suç işleme oranını artırdı' dedi.

Hakim İzzet Durak, ailelerin çocuklarını takip etmesi gerektiğini belirterek, 'Klinik yardım önerildiyse mutlaka üzerine gidilmeli. 'Benim çocuğum yapmaz' demek yerine, çocukla bağ kurmak ve ona sınırları hatırlatmak hayati önem taşıyor. Türkiye'de bu olaylar artık yaşanmaya başladıysa, yarın tekrar etmeyeceğinin garantisi yok' şeklinde konuştu.

Kaynak: İHA