Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, TÜRKONFED ile imzalanan iş birliği protokolüyle kadın ve erkek için fırsat eşitliğini esas alan iş ve satın alma uygulamalarını güçlendireceklerini, iş dünyasında kalıcı ve yapısal dönüşümü destekleyeceklerini bildirdi.
Bakan Göktaş, New York'ta Birleşmiş Milletler (BM) Kadının Statüsü Komisyonunun 70'inci oturumu kapsamında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü ile Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Arasında İş Birliği Protokolü İmza Töreni ve Bakanlık ile Sırbistan ortaklığındaki 'Kadınların Kritik Rolü: Güçlendirme İçin Stratejik Ortaklıklar' yan etkinliğine katıldı. Kadınların ekonomik ve sosyal güçlenmesi, kadın-erkek fırsat eşitliğine duyarlı iş ve tedarik uygulamalarının yaygınlaştırılması amacıyla imzalanan iş birliği protokolü imza törenin ardından TÜRKONFED tarafından düzenlenen 'Kadın-Erkek Eşitliğine Duyarlı Tedarik Yoluyla Adalete Erişim: Küresel Tedarik Zincirlerinde Yapısal Engellerin ve Ayrımcı Uygulamaların Aşılması' yan etkinliğinde konuşan Bakan Göktaş, adalete erişimin sadece hukuki süreçten ibaret olmadığını, adalete erişimin kadının emeğinin karşılığını alabilmesi olduğunu söyledi. Bu nedenle tedarik zincirlerine eşitlik perspektifiyle bakmanın önem taşıdığını aktaran Göktaş, 'Eğer bu alanda kapsayıcı yaklaşım kurulmazsa, kadınlar üretimin içinde yer alsalar bile karar mekanizmalarının dışında kalabilirler' dedi.
Göktaş, kadının girişimcilikte, istihdamda, üretimde ve karar alma süreçlerinde daha görünür olduğu bir yapının refahı büyüttüğünü, toplumsal dayanıklılığı artırdığını belirtti.
'İş dünyasında kalıcı ve yapısal dönüşümü destekleyecek adımlar atacağız'
Kadınların güçlenmesi, haklara erişimin kolaylaşması, koruyucu hizmetlerin yaygınlaşması ve kurumlar arası iş birliğinin temel öncelikler olduğunu vurgulayan Bakan Göktaş, 'Bu kapsamda somut politika, program ve projeleri hayata geçiriyoruz. TÜRKONFED ile iş birliğimizi bu oturum vesilesiyle başlatıyoruz. Bu adımı, KSK'nin ortaya koyduğu küresel sorumluluğun somut bir yansıması olarak görüyoruz. Bugün imzaladığımız iş birliği protokolüyle, kadın ve erkek için fırsat eşitliğini esas alan iş ve satın alma uygulamalarını güçlendireceğiz, iş dünyasında kalıcı ve yapısal dönüşümü destekleyecek adımlar atacağız' ifadelerini kullandı.
Göktaş, istihdamı artırmanın yanı sıra, kadınların liderlikte, yönetimde ve karar alma mekanizmalarında daha güçlü yer almasını hedeflediklerini söyledi. Kadın dostu iş yeri politikalarının yaygınlaşmasını bu dönüşümün temel unsurlarından biri olarak gördüklerini bildiren Göktaş işe alım, ücretlendirme, terfi ve performans değerlendirme süreçlerinde eşitliği esas alan, yazılı ve şeffaf kurumsal uygulamaları teşvik ettiklerini kaydetti.
Kadın istihdamını güçlendirmek için gönüllü bir taahhüt mekanizması oluşturacaklarını aktaran Göktaş, şunları kaydetti:
'Bu taahhütleri üstlenen işletmeler, iyi uygulama örnekleri olarak tanınacak. Kadın istihdamını artıran işletmeleri desteklemek amacıyla 'Kadın Dostu KOBİ Modeli' geliştiriyoruz. Kadın istihdamı yüksek KOBİ'leri belirleyip öncelikli aktörler olarak konumlandırmayı amaçlıyoruz. Bu yılın KSK teması, ekonomik ve kurumsal yapılarımızı daha kapsayıcı ve adil hale getirme çağrısı yapmaktadır. Biz bu çağrıyı, yalnızca bir ilke beyanı olarak değil eşitliği ekonomik sistemlerin işleyişine yansıtma sorumluluğu olarak görüyoruz. Çünkü kadınların güvenli biçimde üretim yaptığı, yönetime katıldığı ve ekonomik hayatta güçlü biçimde yer aldığı bir yapı toplumun bütünü için hayati önemdedir. Bu yapı, dayanıklılığı artırır, sürdürülebilir kalkınmayı güçlendirir.'
İmza töreninin ardından TÜRKONFED, 7 Mart'ta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nca açıklanan Sürdürülebilir Kalkınmada Kadın Hamlesi İlkeleri Niyet Beyanını da imzaladı.
'Aileyi, değerlerini yaşatan bir vizyonla destekliyoruz'
Bakan Göktaş, ardından Bakanlığı ve Sırbistan ortaklığıyla düzenlenen 'Kadınların Kritik Rolü: Güçlendirme İçin Stratejik Ortaklıklar' yan etkinliğine katıldı. Bakan Göktaş burada yaptığı konuşmada, kadınların hayatın her döneminde güçlü olduğu toplumların daha dirençli bir yapıya, daha adil bir düzene ve daha kapsayıcı bir geleceğe sahip olduğunu söyledi. Kadınların güçlenmesine yönelik politikaların, yaşamın sadece belirli bir dönemini değil, çocukluktan yaşlılığa uzanan her evreyi kuşatan kapsamlı bir perspektifle oluşturulması gerektiğini belirtti. Kadınların görünürlüğünün arttıkça toplumların üretim kapasitesinin güçlendiğini, refah tabanının genişlediğini ve toplumsal bağların daha sağlam hale geldiğini aktaran Göktaş, 'Aileyi, değerlerini yaşatan ve kuşaklar arası dayanışmayı güçlendiren bir vizyonla destekliyoruz. Cumhurbaşkanımızın takdirleriyle ilan ettiğimiz 2025 Aile Yılı ve Aile ve Nüfus On Yılı bu anlayışı daha ileri taşıyan önemli bir iradeyi yansıtmaktadır. Ortaya koyduğumuz bu stratejik çerçeve kadın başta olmak üzere tüm aile bireylerinin refahını artırmaya odaklanmaktadır' şeklinde konuştu.
'Yaşlılık meselesini ayrı değerlendirmek mümkün değildir'
Göktaş, aile bağlarının güçlü tutulması ve toplumsal dayanışma mekanizmalarının canlı kalmasının, yaşlıların yalnızlaşmasının önlenmesinde belirleyici rol oynadığını kaydetti. Günümüzde yaşlanmanın artık geleceğe ilişkin bir projeksiyon değil toplumların halihazırda yüzleştiği yapısal gerçeklik olduğunu vurgulayan Göktaş, 'Bu tablonun önemli bir boyutunu ise yaşlı nüfus içinde kadınların daha yüksek oranda yer alması oluşturuyor. Dijital dönüşüm süreçlerinde yaşanan dışlanma riski de eklendiğinde, mevcut kırılganlıklar daha da derinleşebilmektedir. Bu nedenle yaşlılık meselesini, kadınların statüsü ve güçlenmesi başlığından ayrı değerlendirmek mümkün değildir. Yaşlı kadınların güçlenmesi, sadece sosyal destek alanına ilişkin bir konu değildir. Bu mesele, kuşaklar arası adaletin, toplumsal dayanıklılığın ve sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurlarından biridir. Devletler, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum arasında, bu konuda daha güçlü iş birliklerinin tesis edilmesi büyük önem taşımaktadır' ifadelerini kullandı.
Etkinlikte Azerbaycan, Nijerya, Slovakya, Birleşik Arap Emirlikleri, Finlandiya, Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi ve çeşitli STK temsilcileri de yer aldı.





