Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy Türkçe hakkında, 'Türkçe, uçsuz bucaksız Türkistan topraklarından Anadolu'ya ve gönül coğrafyamızın en uzak köşelerine kadar uzanan, tarihle yaşıt bir medeniyet yürüyüşünün sesidir' dedi.
Mehmet Nuri Ersoy, Ankara'da düzenlenen '749. Türk Dil Bayramı ve Yunus Emre'yi Anma Etkinlikleri: Karaman Kızıl Elma Türkçe Ödülleri' programına katıldı. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanlığı'nda düzenlenen programda konuşan Bakan Ersoy, Türkçenin kültürel mirasın en önemli taşıyıcılarından biri olduğunu belirterek, dilin korunmasının ve gelecek nesillere aktarılmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Yunus Emre'nin asırlardır gönüllere hitap eden diliyle Türk kültürünün en önemli değerlerinden biri olduğunu ifade eden Ersoy, Türkçenin dünya dili olarak güçlenmeye devam ettiğini kaydetti.
'Türkçe, uçsuz bucaksız Türkistan topraklarından Anadolu'ya uzanan, tarihle yaşıt bir medeniyet yürüyüşünün sesidir'
Türk Dil Kurumu'nun (TDK), Türkçeye yön veren bir kurum olduğunu belirten Bakan Ersoy, 'Karamanoğlu Mehmet Bey'in, 'Bugünden sonra hiç kimse divanda, dergahta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil konuşmayacak.' fermanının 749. yıl dönümü vesilesiyle bir aradayız. Anadolu'nun kalbinden yükselen bu güçlü irade zamana yenik düşmeden asırları devirmiş, kutlu bir emanet bilinip sahiplenilmiş, gereği daima yerine getirilerek 13. yüzyıldan 21. yüzyıla yol alıp bizlere ulaştırılmıştır. Bugün de Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün iradesiyle vücuda gelmiş olan, Türkçenin kalesi Türk Dil Kurumunun çatısı altında fikri ve fiili attığımız ilgili her adıma yön vermekte; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkçemizi küresel ölçekte bir kültür ve diplomasi dili haline getirme kararlılığında kendisine yer bulmaktadır. Türkçe, uçsuz bucaksız Türkistan topraklarından Anadolu'ya ve gönül coğrafyamızın en uzak köşelerine kadar uzanan, tarihle yaşıt bir medeniyet yürüyüşünün sesidir. Dilimiz; milletimizin hafızasını diri tutan, kültürünü taşıyan ve medeniyet düşüncesini, anlayış ve algısını nesilden nesile aktaran benzersiz bir hazine; milli kimlik ve karakterimizin özgün vesikasıdır' diye konuştu.
'Dil; onu kullanan herkesin özen göstermesi, sahip çıkması, hassas davranması gereken bir emanettir'
Atatürk'ün Türkçe için birçok çalışma yaptığını ve bunların başında TDK'nın geldiğini dile getiren Bakan Ersoy, 'Kaşgarlı Mahmud'un dert edinip uğruna diyar diyar gezdiği, Yunus Emre'nin Allah aşkını nakşettiği, Karacaoğlan'ın gönlüne dilmaç ettiği Türkçe, konu ne olursa olsun onu eksiksiz anlatma ve aktarma gücüne sahiptir. En sade haline bile en derin anlamları sığdırabilen, ağdalı ve abartılı ifadelere ihtiyaç duymadan vurucu bir hitabet sağlayan yapısıyla gerçekten çok özeldir. Hani toprak deyip geçmek var, bir de onu Aşık Veysel gibi anlatabilmek var. İşte Aşık Veysel'in ki gibi engin bir gönül deryasını kelimelere sığdırabilen dil Türkçedir. Atatürk, 'Türk dili dillerin en zenginlerindendir, yeter ki bu dil şuurla işlensin.' diyerek dilimizi kullanırken ve üzerinde çalışma yaparken esas alınacak en temel ilkeyi ortaya koymuştur. Dil bilinci sadece onun üzerinde çalışma yapan bilim insanlarının, eser veren ediplerin sorumluluğu değildir. Dil, onu kullanan herkesin özen göstermesi, sahip çıkması, hassas davranması gereken bir emanettir' şeklinde konuştu.
'Diline sahip çıkan milletler hem geçmişine hem de geleceğine sahip çıkmış olur'
Türkçenin Türk dünyasını birbirine bağlayan en önemli unsur olduğunun altını çizen Bakan Ersoy, 'Diline sahip çıkan milletler hem geçmişine hem de geleceğine sahip çıkmış olur. Türk Dil Kurumu bu bilinçle çalışmakta; bir asra yaklaşan kurumsal bilgi ve birikimiyle, yürüttüğü bilimsel faaliyetlerle, dil ve kültür hayatımıza sunduğu kıymetli eser ve kaynaklarla yalnızca ülkemize değil, Türkçenin yankı bulduğu çok geniş bir coğrafyaya hizmet etmektedir. Bu hizmet; Türk dünyasını birbirine bağlayıp kenetleyen dil köprüsünü ayakta tutmakta, Türkçenin zenginliğini bilimsel bir hassasiyet ve titizlikle kayıt altına almaktadır. Ayrıca bütün temel unsurları korunarak Türkçemizin dijital çağın ihtiyaçlarına uyum sağlayacak şekilde güçlendirilmesi, üreten ve yön veren bir konuma taşınması için ciddi bir mücadele vermekte, bu alanda belirleyici bir rol oynamaktadır. Elbette bu yolda bizlere yarenlik eden; kalemini ve kelamını, duygusunu ve düşüncesini, zamanını ve hayatını Türk diline vakfeden çok değerli insanlarımızı da daima desteklemekte, takdir ve taltif etmekteyiz. 13 Mayıs Türk Dil Bayramı münasebetiyle burada takdim edeceğimiz 'Karaman Kızıl Elma Türkçe Ödülleri'nde bu özel insanlara duyduğumuz saygının, vefanın, minnetin bir ifadesidir. Her birine şükranlarımı sunuyor, kendilerini tebrik ediyorum' dedi.
'Dil, milletimizin hafızası, kültürü ve ortaklığını geçmişten geleceğe taşıyan en önemli paydamız'
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu ise, Türkçenin milletin ortak hafızası ve en güçlü bağı olduğunu belirterek, dilin korunması ve doğru kullanımının milli bir sorumluluk taşıdığını ifade etti. Türkçenin sadece bir iletişim aracı olmadığını dile getiren Zorlu, aynı zamanda medeniyetin, kültürün ve tarihin taşıyıcısı olduğunu söyledi. Türkçenin sadece Türkiye'de değil, tüm Türk dünyasında geniş bir perspektifle ele alınması gerektiğini vurgulayan Zorlu, 'Dil, milletimizin hafızası, kültürü ve ortaklığını geçmişten geleceğe taşıyan en önemli paydamız. Bugün iki önemli zemin üzerinde Türk dilinin çok önemli bir konumunun ve geleceğe çok önemli ışık saçtığını söyleyebiliriz. Birincisi Türk dili, elbette 86 milyon yurttaşımızın birliğini ve ortaklığını temsil eden yegane çimentomuzdur. Resmi dilimiz Türkçenin asla tartışılmasının bir alternatifi olmadığı gibi, ona uzanan hiçbir el de Türk milletinin vicdanında kabul görmeyecektir. İkincisi ise Türk dili elbette sadece Türkiye sınırları içerisinde konuşulan bir dil değil. Burası çok kıymetlidir çünkü Karamanoğlu Mehmet Bey'in yıllar önce ortaya koyduğu bu duruş ve irade, böylesine bir birliktelik zemininin güçlenmesine de katkı sağlamıştır' ifadelerini kullandı.
'Yunus Emre de Hoca Ahmet Yesevi'nin yolundan giden onun alperenlerinden birisidir'
Hoca Ahmet Yesevi'nin eserleriyle birlikte Türkçe'nin kaybolmasının önüne geçildiğini söyleyen Zorlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Geçtiğimiz yıl 15 Aralık tarihinde çok önemli bir gün ilan edildi. UNESCO Genel Kurulu Semerkant'ta gerçekleşti ve Cumhurbaşkanımızın da önerisiyle o gün UNESCO bünyesinde Dünya Türk Dili Ailesi günü ilan edilmiştir. Elbette bugünün seçilmesinin bir anlamı vardır. Zira 15 Aralık 1893 tarihi, Orhun Yazıtlarının çözümlendiği ve dünyaya duyurulduğu gündür. İşte biz tam da o gün Türk dünyasında bir siyasi parti tarafından hazırlanan ilk Türk dünyası vizyon belgesini Cumhurbaşkanımız tarafından kamuoyuna açıkladık. Bu bizim devletimizin en üst noktada Cumhurbaşkanımızın net ve salih iradesiyle ortaya konulmuş çok açık bir çağrıdır. İşte yıllar sonra Karamanoğlu Mehmet Bey o gün yazıklarından sonra ifade ettiği o önemli söz ve ilahide beyanı, o tarih çizgisinin 13. yüzyıldaki vücut bulmuş halidir ve çok önemli bir gerçekle tespittir ki aynı dönemde Anadolu'daki bu uyanışın bir benzeri kadim Türkistan topraklarında bir kez daha yükselmiştir. Hoca Ahmet Yesevi hikmetlerini Türkçe yazma suretiyle Türk dilinin kaybolmaya yüz tutmuş o dönemine o bölgede aslında yeni bir meşale yakmıştır. İşte bugün andığımız Yunus Emre de Hoca Ahmet Yesevi'nin yolundan giden onun alperenlerinden birisidir. Bu basit ve özet bir tablo olarak çizdiğim duruş ve uyanış çizgisi Türk milletinin geleceğe adım adım emin adımlarla ilerlemekte olduğunun net bir ifadesidir.'





